7 Aralık 2010 Salı

Zindanlarda Ben...Yo en la Prizion




Zaman akıp giderken, bizi de sürükleyip götürürken peşinden,durup düşünme fırsatı olmuyor insanın bazen. Akıp gidiyor insan da.İşte öyle zamanlarda aşık olursun,öyle zamanlarda ayrılırsın sevgilinden,ölüm gelir öyle zamanlarda bulur seni,öyle zamanlarda mutlusundur,hüzünlüsündür,ya da ne bileyim, öyle zamanlarda eğlenirsin kralmışcasına. En zayıf olduğun an da odur,en güçlü olduğun an da.Yani en insan olduğun zamanlar da.

Zaman öyle hızla akıp giderken her gün tazelerken kendini,sen o akıntıyla yitirirsin tüm tazeliğini.Bir an durup düşündüğünde ise farkettiğin tek şey yarım bırakılmış ya da terk edilmiş başka senlerdir aslında.Onlar bir zindanda bekler,bekler ve bir gün çıkar gelirler karşına.Ne çok şey yaşamışsındır üstüne oysa...Merak edersin sonra,sorarsın kendine,nasıl olurdu diye bir başka ben.Cevap bulamazsın ve çoğu zaman boşver dersin.İşte ben bu sefer boş vermiyorum arkadaş...Hala özlediklerin varsa geride,farklı bir sen varsa orada özellikle, sen de boş verme...

29 Ekim 2010 Cuma

14 Ekim 2010 Perşembe

Maymun Zekasıyla Bu Kadar...


Bu başlığı atan,yayınlayan mahluklarda insan zekası taşıma olasılığı,Arda'nın sakatlığının yazdıkları sebepten kaynaklanma olasılığı kadardır.
Ha bir de unutulmadan söyleyelim biz hala buralARDAyız...

1 Ekim 2010 Cuma

İsimsiz...



Biri sana sorarsa;
Sana, beni sorarsa;
Gitti, der misin?
Gittiğimi söyler misin?
Gidiyorum ben sana
Benimle gider misin?

Şiir: Özdemir Asaf
Fotoğraf: Francisca Ulloa

Batesmotelpro:Tuttur En Kral Sensin



Bohemian Rhapsody mi dediniz...?

28 Eylül 2010 Salı

Mustang Wear









Eğer siz de benim gibi bir Mustang hastasıysanız ve ''Mustang'e binemiyoruz,bari karizmasından böyle nasiplenelim.'' diyorsanız BURADAN buyurun.

Demek ki golcü olmak...



Golcü olmak böyle bir şeymiş demek ki.Demek ki golcü olmak;karşı karşıya gol kaçırabilmekmiş, ya da düşerken topu ağlarla buluşturabilmek...golcü olmak, gol olmayacak topun olmadığına inanmakmış....demek ki.

Not:Evet,şu üç satırlık şeyi yazarken Ramiz Dayı'dan esinlendim...zira dün üzdü kendisi bizi çokça.

27 Eylül 2010 Pazartesi

15 Eylül 2010 Çarşamba

Bazen...


Artık sadece bazen aklıma geliyorsun,bazen
Ama o bazenleri senin kadar sevemedim ben...

13 Eylül 2010 Pazartesi

Kral...



Varsın başında taç olmasın.Alemin kralıydın,alemin kralısın,alemin kralı kalacaksın.
1936-...

12 Eylül 2010 Pazar

Hakkaten Uçuyorlar




Türk spor tarihinin en önemli başarılarından birisi ile noktalandı dünkü maç.Umarım finalde de Amerika'yı yenip şampiyon oluruz.Eğer farketmez arkadaş buraya kadar geldiler yeter diyenlerdenseniz ,size bir çift lafım var.Zira şampiyon olmakla olamamak her ne kadar ince çizgilerle ayrılsa da o çizgiler çok keskindir.Çünkü hiç kimse finale 2. olmak için çıkmaz.Biz de öyleyiz, öyle olmalıyız.

9 Eylül 2010 Perşembe

Reklamlar:İzev


6 Eylül 2010 Pazartesi

Salvador Dali Style



Evet Hayır Oynuyoruz...




Bobiler.org'dan alıntıdır.

4 Eylül 2010 Cumartesi

3 Eylül 2010 Cuma

Limonun Çocuk Üzerindeki Etkisi



Rıdvan Dilmen'in ''Şans'ı''


Ahanda buraya yazıyorum:
Rıdvan Dilmen:Şans yazı-tura atışında biter, sahada şans yoktur.
02.09.2010

Samimiyetsizsin arkadaş!

Unutulmaz Replikler # 3




Sen gelme ulan ayı...

2 Eylül 2010 Perşembe

Peter Lindbergh Galeri










Daha fazlası burada

Mercedes Sosa:Todo Cambia/Her şey Değişir




Bazı şeyler aniden, bazı şeyler yavaş yavaş değişir ama her şey mutlaka değişir.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Reklamlar:Levi's Red Tab SS10

Venedik Film Festivali 67. Kez


Venedik Film Festivali 67. kez açılıyor bugün.Jüri başkanlığını Q.Tarantino yapacak.Fatih Akın da jüride bulunanlar arasında.Tabi bir de Black Swan filmiyle festivale katılan Natalie Portman var.Kendisini önümüzdeki Altın Portakal'a da bekleriz.Hatta her sene gelebilir itirazımız yoktur efendim.


Dünya Kahpe de Ya biz ?

Misimovic&İnsua ve Galatasaray Rotasyonu


Galatasaray sonunda transfer yaptı.Hatta burun kıvırılacak isimler de değil gelenler.Burada Misimovic şöyle İnsua Böyle olayına girmeyeceğim zira ikisi de efektif oyuncular.Galatasaray'ımıza hayırlı olsun.Ama şu var ki Galatasaray'da hala rotasyon güçlü değil.Daha doğrusu pozisyonlara göre asimetrik bir dağılım söz konusu.Mesela elde üç tane sol bek varken sağ bekte sadece Sabri var.Ali Turan oranın oyuncusu değil mesela.Forvette Baros'a bir şey olmasın diye dua etmek lazım.Zira Galatasaray Baros'a bir şey olduğu vakit geçen seneki sıkıntıları çekebilir.Orta sahadaki tek gerçek önlibero(Musa'yı izlemediğim için yorum yapamam) Cana.Yine aynı şekilde kaleci problemi....bu şekilde uzar gider.Bu asimetrik kadro Galatasaray için şüphesiz dezavantajdır fakat şu da var ki Bu tarz durumlarda altyapıdan oyunucu çıkartılması daha kolay oluyor.Bu durumun dünya futbolunda da örnekleri vardır.En son örneklerden birisi de forvet rotasyonunda formsuzluk yaşayan Bayern'in Müller'i oynatması ve müller'in şu anda dünya çapında bir oyuncu olmasıdır.Umarım Galatasaray bu asimetrik kadronun sıkıntılarını fazlaca hissetmez ve yine umarım ki böyle bir sıkıntı olursa -hazır Avrupa Ligi'nden elenmişken- takıma altyapıdan bir yetenek kazandırılır.En azından olmayan transfer politikası bu şekilde bir yarar sağlasın.

26 Ağustos 2010 Perşembe

İnanıyoruz....



Bu renkler ve bu arma öğretti bizlere zor zamanlarda ayakta kalmayı.İnanıyoruz Galatasaray sana.


26.08.2010
21:45
Ukraına Stadıum
Karpaty L.- Galatasaray

22 Ağustos 2010 Pazar

Pazar gününü piç ederken....



Ben pazar gününü piç ederken, bu şehirden alıp başını gidenler oldu...eyvallah olsun,hoşçakal olsun onlara...

Nina Zilli&Giuliano Palma - 50 Mila




Pazar gününün naif duruşuna biraz ses katalım...

11 Ağustos 2010 Çarşamba

...


Bobiler.org'dan alıntıdır.

8 Ağustos 2010 Pazar

Pazar:Futbol Romantizmi


Futbol ya da güzel oyun ya da kitlelerin afyonu....kimileri içinse hayatın anlamı.Üzerine çok yazılıp çizilen, çok tartışılan ve Dünya üzerinde en çok takip edilen spor.Spor olmasının yanında daha başka anlamlar da barındırıyor futbol.Mesela çok ciddi bir ekonomidir.Mesela kitlesel bir güçtür,bir kültürdür,bir gelenektir ve futbol bir taraftar için romantizmdir.
Algı açısından baktığımızda romantizm, daha çok kadın ve erkeği barındırır.Bu toplumun genel kanısıdır.Ama bahsettiğim romantizm, yani futbol romantizmi biraz daha farklıdır.Melankoliktir biraz,baş ağrıtıcıdır belki,kimilerine göre komik bir durumdur.Ama taraftarsanız bütün bu durumlar teferruattır sizin için.Çünkü futbol aşkı,futbol romantizmi taraftarla izleyici arasındaki farktır.



Bir izleyici formanın kutsallığından anlamaz,arma onun için görsel bir malzemedir sadece.Yağmurda ıslanamaz bir futbol maçı için.Yenildiğinde takımı gözleri dolmaz.Dertleri arasında takımının durumu yoktur.Aynı zamanda kazanılan bir maçta,şampiyonlukta dibine kadar yaşayamaz o mutluluğu, o heyecanı hissedemez izleyici.Gurur kaynağı olarak görmez takımını.Oğluna en sevdiği futbolcunun ismini vermez.



Taraftar içinse yukarıda yazdıklarımın tam tersi ve daha fazlası geçerlidir.Yani taraftar için aşktır tuttuğu takım.Hem de en vazgeçilmezinden.Aşk, önce sevgiye sonra alışkanlığa dönüşür aforizmasının yemediği türdendir yani.
Eğer mesele aşksa ve akabinde romantizmse olayın zirvesidir futbol.Bana göre öyle en azından.
Güzel bir mekanda,kemanlar eşliğinde yapılan bir evlilik teklifinden daha romantiktir; yağmurlu bir günde tribünde takım için bağırmak,futbolcularla beraber ıslanmak.Çünkü taraftar bilir,kemanlaar eşiliğinde takılan o yüzük, o parmaktan çıkabilir bir gün ama o forma o bedenden çıkmaz.

Kısa Film #2:Struck


6 Ağustos 2010 Cuma

Vacheron Constantin





Bir Rolex görünce saygı duyarsınız,Breitling'e hayran kalırsınız,Patek Philippe,Mondaıne,Blancpain,IWC ve diğer İsviçre saatlerine içiniz gidebilir.Ama bir tanesi var ki,o diğerlerinden ayrılır ve gördüğünüzde ne hissettiğinizi bilemezsiniz.İşte o saat bu saat...Vacheron Constantin.

Not:Fotoğraflardaki saatin adı V.Constantin Tour De Lile, fiyatı ise 1.500 000 $ meraklısı ise buradan buyursun.

UEFA Avrupa Ligi Kurası....


Galatasaray'ın rakibi FC Karpaty Lviv oldu.Adını ilk defa duyduğumuz bir takım ama yine de biz hayırlısı olsun diyelim.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Aklıma Geldi...Norah Jones:Sunrise


İstanbul Çok Sıcaktı....Ondan O Ondan....


Aslında pek sevmem televizyona çıkıp, herhangi bir şey hakkında yorum yapan insanları eleştirmeyi.Hatta bu durumu pembe dizi izleyip sonra da televizyonla diyaloğa girmek kadar abes de bulurum.Adam fikrini söylüyor sonuçta beğen ya da beğenme.Ama bu akşam dinlediğim Rıdvan Dilmen yorumları bana bu abes bulduğum durumu yaşattı.Şöyle dedi, böyle dedi, olur mu kardeşim olayına girmeyeceğim.Sadece TV'de program yapan insanların (hele ki objektif yorumculuktan bahsederken) bir önceki programlarını izleyip hatta zamanı varsa daha eskileri de izleyip öyle ekranlara çıkmaları gerektiğini düşünüyorum.Çünkü A takımı için yapılan yorum, aynı durumda B takımına gelince şekil değiştiriyor nedense...

17 Temmuz 2010 Cumartesi

huzur...


Öyle değilmiş meğerse...o kadar dahi uzağa gitmeye gerek yokmuş huzuru bulmak için.Öğrenmek gerekiyormuş küçük anlarda huzur duymayı,ne kadar kısa ne kadar uzun önemi yokmuş.Zaman kavramı kayboluyormuş çünkü huzurlu olunan anlarda.Şimdi ne diye sorsanız bana huzur,derim ki size bir çift yeşil gözün içinde kaybolmak...Ama bir de kendinize sorun neymiş huzur,bakalım ne cevap vereceksiniz?