31 Aralık 2009 Perşembe

Yeni Yıl Hediyeniz...




Kings Of Convenience-Mrs Cold

İyi Seneler

30 Aralık 2009 Çarşamba

Haftanın Şifresiz Maçları



02.01.2010 Cumartesi

17:00 Middlesbrough - Manchester City /NTV Spor
19:15 Reading -Liverpool /NTV Spor
21:00 Barcelona -Villareal/ NTV
23:00 Atletico Madrid - Sevilla /NTV Spor

03.01. 2010 Pazar

15:00 Manchester United - Leeds United/NTV Spor
18:00 Real Zaragoza -Deportivo La Coruna /NTV
18:15 West Ham United - Arsenal /NTV Spor
20:00 Real Mallorca - Athletic Bilbao /NTV Spor
22:00 Osasuna - Real Madrid /NTV

28 Aralık 2009 Pazartesi

Gece gece nerden geldiyse...

Gidiyorsun ya…
Gülüşün sesin ve tüm suretinle
Kopuyorsun ya benden şimdi
Bırakarak avuçlarımda
Dokunuşunun son anını
Hoşça kal diyorsun ya
Son kez söylüyorsun ya adımı
Son kez…
Bırakıyorsun ya
Ellerinle , ayrılığı üzerime
Olsun …
Gözlerin kadar güzel olsun baharların
Gülüşüne bıraktığım öpücük hiç kurumasın
Merhabasız geldin ,
Varsın,
Gidişinde hoşça kal olmasın.

Zinedine Zidane&IWC

Katıksız Bir Candan Erçetin Albümü


'' Tam 5 yıl, 5 ay, 27 gündür susuyorum.
Yaşıyorum,görüyorum,hissediyorum,düşünüyorum,yazıyorum ama susuyorum...
Sanırım artık bir şeyler söylemenin zamanıdır.''

Aynen böyle demiş Candan Erçetin web sitesinde.İyiki de daha fazla susmamış ve bizleri daha fazla sabırsızlandırmadan ''Kırık Kalpler Durağında'' ile bizlere bir şeyler söylemiş.Aslında albüm hakkında yapabileceğim yorumun özeti yazının başlığıdır.Evet katıksız bir Candan Erçetin albümü olmuş.içinde hayatın tüm renkleri var çünkü.Çünkü bu albüm de Candan Erçetin'in diğer albümleri gibi dinlendikçe güzelleşen ve eskimeyecek şarkıları barındırıyor.Galiba bu durumun kendisi de farkında ki yeni bir albüm çıkarmak için beş yılı aşkın bir süre bekledi.
Albüm içerisinde buluna şarkılar da şöyledir efendim:


1 )Kırık kalpler durağında
2)Git
3 )Kader
4 )Unutama beni
5)Vallahi
6 )Yalvaramam
7)Gözler
8 )Türkü
9)Vay halime
10 )Unutursun
11)Bahar
12)Kimin doğrusu
13)Özür dilerim
14)Nedense sustum
15)Ben kimim
16)Ninni

Albüm içerisinde ''bu şarkı da ne böyle ya'' deyip burun kıvıracağım bir şarkı yok fakat albümün sonundaki ''Ninni'' şarkısı (Aslında şarkı değil ninni)biraz garip kaçmış.Ama Candan Erçetin zaten böyle bizden olanı farklı bir yorumla yine bize aktarmayı sever,Yüksek yüksek tepeler'de olduğu gibi.Albümde önceden de tanıdığımız bir diğer şarkı ise ''Unutama beni''. Zaten bir Türk Pop Müziği klasiği olan bu şarkı Candan yorumuyla daha bi güzelleşmiş sanki.Benim albümdeki favorilerime gelecek olursak;Unutursun,Bahar ve Git şarkıları derim.Özellikle de Bahar ve Git şarkılarının sözleri mükemmel olmuş.Örneğin;
...

Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
Yoksa ben böyle olduğumda mı gelir bahar
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
...

Bunu söylerken diğer şarkıların da sözleri gayet anlamlı ve dokunaklı fakat beni en çok etkileyen sözler bu üç şarkının sözleri diyebilirim.
Genel olarak toparlarsak albümde;hüznlü,eğlenceli,anlamlı,dokunaklı paçalar bulacaksınız.Yani, katıksız bir Candan Erçetin albümü.

Washington Post:Son On Yılın On Filmi


Washington Post gazetesi son on yılın en iyi on filmini seçti.Bu listede tanıdık bir film de yer alıyor. O film, Fatih Akın'ın Cannes'da "En İyi Senaryo" ödülünü kazanan "Yaşamın Kıyısında" filmi.İşte liste, siz ne dersiniz son on yılın en iyi on filmi bunlar mıdır?


- ''Ölümcül Tuzak" (The Hurt Locker)

- "Y Tu Mama Tambien"

- "Pan'ın Labirenti" (Pan's Labyrinth)

- "Dostluk Rüzgarları" (A Mighty Wind)

- "Sil Baştan" (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)

- "Kan Dökülecek" (There Will Be Blood)

- "Kayıp Balık Memo" (Finding Memo)

- "Bana Güvenebilirsin" (You Can Count on Me)

- "Başkalarının Hayatı" (The Lives of Others)

- "Yaşamın Kıyısında"

26 Aralık 2009 Cumartesi

Buonanotte de kaza yapmış

Daha 1988 doğumlu bir oyuncu Diego ve River'ın Avrupa pazarına sunacağı son yetenekti.Ama kaza yapmış, 3 arkadaşı hayatını kaybetmiş kendisi ise ağır yaralıymış.Acil şiflar dileyelim kendisine.

24 Aralık 2009 Perşembe

Turist Ömer


Bu fotoğraf bir Rus uçağında çekilmiş.Fotoğraftaki arkadaş Microsoft'un prenslerinden Charles Simonyi.Uzaya gitmek için yerçekimsizlik eğitimi alıyormuş ki başarmış ve kendisi uzaya giden 5. turist.Bizim Turist Ömer de gitmişti yanılmıyorsam kadim dostu Mr. Spak'la.

Oscar Wilde


Kadınlar erkeklerin son aşkı, erkeklerse kadınların ilk aşkı olmayı ister.

Oscar Wilde ile ilgili bir kaç kelam edeceğiz bu blogda fakat şimdilik bu kadar.

Galatasaray:2-Trabzonspor:1


Öncelikle şunu söylemeliyim ki basında yazılanların aksine Galatasaray bu maçı gayet ciddiye almış.Bu söylemi skora bakıp söylemiyorum.Maçı izleyen herkes bunu anlar.Buradan,basını bir kez daha ters köşeye yatıran Galatasaray'a teşekkürler.
Saha içine dönecek olursak, benim için tek hayal kırıklığı Ufuk'un kalede olmayışıydı.Çünkü kendini ispatlaması için çok önemli bir fırsattı bu maç ama olmadı.Bu arada hayal kırıklığı demişken, bir çoklarına göre Aydın'ın performansı yine hayal kırıklığıydı fakat ben artık alıştım ve daha fazla bizi alıştırmadan gitmesini temenni ediyorum. Maçta dikkatleri üzerine en fazla toplayan performanslar, Caner ve Arda'dan geldi.Kaptan için maça ağırlığını koydu ve maçı aldı demek işin özeti sanırım.Caner'in performansı ise (Arda kadar performans göstermese de) maçtaki en akılda kalıcı performanstı bana göre.Bunun sebebi ise Galatasaray'da ilk kez açıkta oynamasıydı.Yeteneklerini daha efektif kullandı açıkta çünkü savunma oyuncusu gibi savunma yapmayacaktı bu kez ve eğer illa savunma yapacaksa da bir hücumcu gibi savunma yapacaktı.Bu da özgüvenini arttırdı Caner'in.Attığı gol ise pozisyon bilgisinin ve Arda'nın aklının ürünüydü.
Maçla ilgili bir diğer dikkat çekici husus da;Galatasaray'ın ilk kez iki ofansif bekle sahaya çıkmasıydı.Rijkaard bundan önceki maçların hepsinde bir ofansif bir de defansif bek kullanmıştı.Hatta bu dengeyi korumak adına Hakan Balta'nın olmadığı maçlarda Caner'i değil, sağ bek Uğur'u oynatmıştı solda. Bunun sebebi de önde oynayan oyuncuların takım savunması adına daha üretken olmasıdır.Zira Keita ve Kewell takım savunması adına daha rahat davranıyorlardı.
Dikkat çeken bir başka nokta ise takım,ligde oynadığı bir çok maça nazaran daha basit oynadı.Servet ileriye harikalar yaratmaya çıkmadı Ayhan kendisine dört defa çalım atıp bi de beşinciyi atayım demedi.Bu maç 'basit iyidir' felsefesinin izdüşümüydü çim sahaya sanki sahaya.Sonuç olarak da Galatasaray çok süper oynamasa da futbolcular formanın hakkını verdi.

Dali...Self Portrait

O tek göz öyle bir bakmış ki... Belki portrede iki göz olsaydı bu kadar efektif olmayacaktı.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Olur mu ?


Logo olmuş ama Euro 2016 bizim olur mu? İtalya ve Fransa varken çok zor.

Türkiye Kupası:Galatasaray&Trabzonspor



23 Aralık Çarşamba, 21:30
Ali Sami Yen
Hakem: Fırat Aydınus
Yayın: TRT 1
Ziraat Türkiye Kupası B Grubu'nda Galatasaray, sahasında Trabzonspor'u ağırlıyor.Galatasaray'ın eksiği çok.Asların çoğunun olmadığı bu maç, yedeklere ve gençlere verilen bir şans niteliği taşıyor.Zira Trabzonspor gibi zor bir takıma karşı oynamaları da genç(Aydın hariç) futbolcular için önemli bir deneyim.Eğer oynarsa,benim en fazla merak ettiğim kaleci Ufuk'un performansı olacak.Gerek Aykut'u iyi bilmemiz gerekse Leo'nun güven vermeyen performansı Ufuk'un performansını heyecenla beklememizi kaçınılmaz kılıyor.Bunun yanında takım ne kadar eksik olursa olsun sahaya çıkan onbir formanın hakkını verirse, Galatasaray 2009'u güzel kapatmış olur.Son olarak kupa senin işin, saldır be Galatasaray.

Jose Feliciano:Listen To The Falling Rain



Notaları yüreğiyle gören adam

Eğer video açılmıyorsa buradan buyurunhttp://www.youtube.com/watch?v=l145cg01O4k

22 Aralık 2009 Salı

Kırmızı Forma


Güzel forma olmuş hatta parçalıyı saymazsak bu sezonki en güzel forma bana göre.Hele bir de uzun kollusu varsa ve numaralar da çizgilerdeki sarıdansa süper bir forma olmuş diyebilirim

Açılım Açmazı


Bu günlerde ülkemizin gündemi açılım.Kimisi demokratik açılım diyor,kimisi de kürt açılımı.Açılımın içeriğinin kürt kökenli vatandaşlara yönelik olması sebebiyle ben açılımın, demokratik açılımdan çok kürt açılımı olduğunu düşünenlerdenim.Peki bu açılım meselesinin adını bu kadar önemli kılan nedir?Bu sorunun cevabı, açılımın sürüklendiği ortamın sebebini ve sonuçlarını barındırıyor aslında.İşte açılımın adını bu kadar önemli kılan da bu sebep sonuç ilişkisidir.Sorunun cevabı ise; ülkede vatandaşlık hakları ve bu hakların kullanılması konusunda o kadar sorun var ki açılımın içeriğinin kürt kökenli vatandaşlara yönelik olması açılımı açmaza sürüklüyor.Bu durumda açılım asla demokratik olamıyor.Peki açılım, ülkemizdeki vatandaşlık kavramını etnik köken gözetmeksizin yeniden ele alsaydı ve sosyal devlet ilkelerini bir çok gelişmiş ülkedeki gibi güncelleseydi en azından açılımın adını koyabilirdik.O zaman ne dağdakiler kahramanca karşılanırdı ne de dağdaki çatışma sokaklara inerdi.Çünkü beklentileri bu kadar yüksek olmayacaktı.Yazının temel noktasına dönecek olursak, vatandaşlarının taşıdığı pasaportun üzerinde ''Türkiye Cumhuriyeti'ne Aittir.'' cümlesi bulunan bir ülkenin, vatandaşlık kavramını topyekün ele alması gerektiğini düşünüyorum.Çünkü devlet-vatandaş ilişkisinde aitlik iki taraflı olmalıdır.

Nutella


İster futbolun pazarlama gücü deyin,ister yaratıcılık deyin,isterseniz hiç bir şey demeyin ama adamlar karizmalarını iyi pazarlıyorlar.

Kal Be Harry...


21 Aralık 2009 Pazartesi

Fikir Beyanı:Yedi Kocalı Hürmüz


Yedi Kocalı Hürmüz bir dönem filmi ve Türkiye şartlarında dönem filmi çekmek gerçekten zor bir iştir fikrimce.Öncelikle bir dönem filmi; kostümü,mekanları vb unsurlarıyla görsel olarak o dönemi yaşatmalı ve insanları tatmin etmelidir ve bu da epey bir maliyet ve cesaret gerektirir.Öncelikle bu anlamdaki cesaretinden ötürü filmin yapımcılarını kutlayalım.Filmin resmi sitesi -burada- de bu maliyeti esprili bir şekilde anlatmakla açılıyor.Film dönemin İstanbul'unu şekil olarak iyi anlatsa da içerik olarak aynı başarının gösterildiğini düşünmüyorum.Örneğin gay'e benzetilen tulumbacılar yangına gülerek ve şarkı söyleyerek gidiyor. Yine aynı tulumbacılar filmin alakasız bir yerinde şarkı söylüyor.Kostümlerine gelince, merak ediyorum gerçekten o zamanlarda öylemi giyiniyordu bu adamlar.Filmde bana en saçma gelen yer ise dans koreografileriydi.Filmi basitleştirdi ve daha da önemlisi filmi, konusu olduğu dönemden soyutlaştırdı. Filmden çıktığımda ise filmin bir dönem filminden çok dönemle alay eden bir film olduğu hissine kapıldım.Sonuç olarak bir dönem filmi ama dönemi bugünden ayıran tek gerçek yeniden inşaa edilen İstanbul.

Merhaba...


Öncelikle merhaba...Keyfe keder bir şeyler karalamak ve hayata dair bir şeyler paylaşmak amacıyla blog dünyasındayız. Dilimiz döndüğünce; futbolu,sanatı ve günlerin getirdiği her şeyi bu bloga taşıyacağız.Fazla uzatmadan haydi rastgele...