Elbetteki Abdullah hocanın tercihlerine saygı duymak zorundayız ve ona zaman tanımalıyız.Bu inkar edilemeyecek bir gerçek.Ama o da bazı gerçeklerin önüne geçip onları inkar etmemeli.Kendi egoları uğruna bir takımı( o takım bir de milli takımsa)hem maçtan bir gün önceki demeci(ligin en formda oyuncusu milli takımda ilk 11 oynamak zorunda değil.) ile hem de maç içerisindeki hamleleri(hazır olmayan Emre'yi çıkartıp yine hazır olmayan Nuri'yi alması,Gökhan Gönül'ü ve Selçuk'u hiç düşünmemesi)ile germemeli.Abdullah Avcı maalesef yok yere kendi üzerinde ve Selçuk İnan üzerinde bir baskı oluşturmuştur.Hollanda'ya karşı yenilebilirsiniz,ama bu bahsettiğim şey bence yenilgiden daha fazla zarar verebilir bu takıma.Aynı durumu bir dönem Ersun Yanal ve Hakan Şükür üzerinden yaşamıştık ve o dönemde gerek milli takım gerek Ersun Yanal gerekse de Hakan Şükür yıpratılmıştı.
Saha içine bakacak olursak,yine bazı tercihlerin komuoyu tarafından eleştirilebilir olduğunu görebiliriz.Mesela Tunay tercihi,Hamit'in Gökhan Gönül yerine sağbek oynaması gibi.tüm bu görece tercih hatalarının ışığında gerçekten kötü olan Hollanda'nın karşısına daha optimum bir takım çıkartılabir ve galibiyet kazanılabilirdi,ama olmadı.
Sahada iyi yaptığımız şey ne derseniz bence takımın Hiddink dönemine göre daha istekli ve basan bir takım olması ama sadece o kadar.Hala bir sistem ve şablon dahilinde oynayamıyoruz ve organizasyon sıkıntımız var.Bulduğumuz pozisyonlar da ya yapılan presle kazanılan toplar ya da duran toplardan.Organize bir biçimde bir girişim söz konusu değil.Ama bu takım Euro 2008'de de bu şekilde oynuyordu ve öyle başarılı oldu.Bu oyun anlayışıyla belki de bizi(en azından beni) daha az endişeye sevk eden de Euro 2008'deki başarıdır.Bekleyip görmemiz lazım.