26 Ağustos 2010 Perşembe

İnanıyoruz....



Bu renkler ve bu arma öğretti bizlere zor zamanlarda ayakta kalmayı.İnanıyoruz Galatasaray sana.


26.08.2010
21:45
Ukraına Stadıum
Karpaty L.- Galatasaray

22 Ağustos 2010 Pazar

Pazar gününü piç ederken....



Ben pazar gününü piç ederken, bu şehirden alıp başını gidenler oldu...eyvallah olsun,hoşçakal olsun onlara...

Nina Zilli&Giuliano Palma - 50 Mila




Pazar gününün naif duruşuna biraz ses katalım...

11 Ağustos 2010 Çarşamba

...


Bobiler.org'dan alıntıdır.

8 Ağustos 2010 Pazar

Pazar:Futbol Romantizmi


Futbol ya da güzel oyun ya da kitlelerin afyonu....kimileri içinse hayatın anlamı.Üzerine çok yazılıp çizilen, çok tartışılan ve Dünya üzerinde en çok takip edilen spor.Spor olmasının yanında daha başka anlamlar da barındırıyor futbol.Mesela çok ciddi bir ekonomidir.Mesela kitlesel bir güçtür,bir kültürdür,bir gelenektir ve futbol bir taraftar için romantizmdir.
Algı açısından baktığımızda romantizm, daha çok kadın ve erkeği barındırır.Bu toplumun genel kanısıdır.Ama bahsettiğim romantizm, yani futbol romantizmi biraz daha farklıdır.Melankoliktir biraz,baş ağrıtıcıdır belki,kimilerine göre komik bir durumdur.Ama taraftarsanız bütün bu durumlar teferruattır sizin için.Çünkü futbol aşkı,futbol romantizmi taraftarla izleyici arasındaki farktır.



Bir izleyici formanın kutsallığından anlamaz,arma onun için görsel bir malzemedir sadece.Yağmurda ıslanamaz bir futbol maçı için.Yenildiğinde takımı gözleri dolmaz.Dertleri arasında takımının durumu yoktur.Aynı zamanda kazanılan bir maçta,şampiyonlukta dibine kadar yaşayamaz o mutluluğu, o heyecanı hissedemez izleyici.Gurur kaynağı olarak görmez takımını.Oğluna en sevdiği futbolcunun ismini vermez.



Taraftar içinse yukarıda yazdıklarımın tam tersi ve daha fazlası geçerlidir.Yani taraftar için aşktır tuttuğu takım.Hem de en vazgeçilmezinden.Aşk, önce sevgiye sonra alışkanlığa dönüşür aforizmasının yemediği türdendir yani.
Eğer mesele aşksa ve akabinde romantizmse olayın zirvesidir futbol.Bana göre öyle en azından.
Güzel bir mekanda,kemanlar eşliğinde yapılan bir evlilik teklifinden daha romantiktir; yağmurlu bir günde tribünde takım için bağırmak,futbolcularla beraber ıslanmak.Çünkü taraftar bilir,kemanlaar eşiliğinde takılan o yüzük, o parmaktan çıkabilir bir gün ama o forma o bedenden çıkmaz.

Kısa Film #2:Struck


6 Ağustos 2010 Cuma

Vacheron Constantin





Bir Rolex görünce saygı duyarsınız,Breitling'e hayran kalırsınız,Patek Philippe,Mondaıne,Blancpain,IWC ve diğer İsviçre saatlerine içiniz gidebilir.Ama bir tanesi var ki,o diğerlerinden ayrılır ve gördüğünüzde ne hissettiğinizi bilemezsiniz.İşte o saat bu saat...Vacheron Constantin.

Not:Fotoğraflardaki saatin adı V.Constantin Tour De Lile, fiyatı ise 1.500 000 $ meraklısı ise buradan buyursun.

UEFA Avrupa Ligi Kurası....


Galatasaray'ın rakibi FC Karpaty Lviv oldu.Adını ilk defa duyduğumuz bir takım ama yine de biz hayırlısı olsun diyelim.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Aklıma Geldi...Norah Jones:Sunrise


İstanbul Çok Sıcaktı....Ondan O Ondan....


Aslında pek sevmem televizyona çıkıp, herhangi bir şey hakkında yorum yapan insanları eleştirmeyi.Hatta bu durumu pembe dizi izleyip sonra da televizyonla diyaloğa girmek kadar abes de bulurum.Adam fikrini söylüyor sonuçta beğen ya da beğenme.Ama bu akşam dinlediğim Rıdvan Dilmen yorumları bana bu abes bulduğum durumu yaşattı.Şöyle dedi, böyle dedi, olur mu kardeşim olayına girmeyeceğim.Sadece TV'de program yapan insanların (hele ki objektif yorumculuktan bahsederken) bir önceki programlarını izleyip hatta zamanı varsa daha eskileri de izleyip öyle ekranlara çıkmaları gerektiğini düşünüyorum.Çünkü A takımı için yapılan yorum, aynı durumda B takımına gelince şekil değiştiriyor nedense...