8 Ağustos 2010 Pazar

Pazar:Futbol Romantizmi


Futbol ya da güzel oyun ya da kitlelerin afyonu....kimileri içinse hayatın anlamı.Üzerine çok yazılıp çizilen, çok tartışılan ve Dünya üzerinde en çok takip edilen spor.Spor olmasının yanında daha başka anlamlar da barındırıyor futbol.Mesela çok ciddi bir ekonomidir.Mesela kitlesel bir güçtür,bir kültürdür,bir gelenektir ve futbol bir taraftar için romantizmdir.
Algı açısından baktığımızda romantizm, daha çok kadın ve erkeği barındırır.Bu toplumun genel kanısıdır.Ama bahsettiğim romantizm, yani futbol romantizmi biraz daha farklıdır.Melankoliktir biraz,baş ağrıtıcıdır belki,kimilerine göre komik bir durumdur.Ama taraftarsanız bütün bu durumlar teferruattır sizin için.Çünkü futbol aşkı,futbol romantizmi taraftarla izleyici arasındaki farktır.



Bir izleyici formanın kutsallığından anlamaz,arma onun için görsel bir malzemedir sadece.Yağmurda ıslanamaz bir futbol maçı için.Yenildiğinde takımı gözleri dolmaz.Dertleri arasında takımının durumu yoktur.Aynı zamanda kazanılan bir maçta,şampiyonlukta dibine kadar yaşayamaz o mutluluğu, o heyecanı hissedemez izleyici.Gurur kaynağı olarak görmez takımını.Oğluna en sevdiği futbolcunun ismini vermez.



Taraftar içinse yukarıda yazdıklarımın tam tersi ve daha fazlası geçerlidir.Yani taraftar için aşktır tuttuğu takım.Hem de en vazgeçilmezinden.Aşk, önce sevgiye sonra alışkanlığa dönüşür aforizmasının yemediği türdendir yani.
Eğer mesele aşksa ve akabinde romantizmse olayın zirvesidir futbol.Bana göre öyle en azından.
Güzel bir mekanda,kemanlar eşliğinde yapılan bir evlilik teklifinden daha romantiktir; yağmurlu bir günde tribünde takım için bağırmak,futbolcularla beraber ıslanmak.Çünkü taraftar bilir,kemanlaar eşiliğinde takılan o yüzük, o parmaktan çıkabilir bir gün ama o forma o bedenden çıkmaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder